Erzurum’un merkezine yalnızca 15 kilometre mesafede bulunan tarihi Deveboynu bölgesi, bu günlerde adeta bir açık hava sanat sergisi gibi göz kamaştırıyor. Uzunahmet, Küçükhöyük, Büyükhöyük ve Dolangez gibi çevresindeki yerleşimlerle birlikte, bu kahramanlık toprakları her yıl nisan sonu ile mayıs ayının ilk haftası arasında doğanın büyüleyici bir gösterisine ev sahipliği yapıyor. 1877 Osmanlı-Rus Savaşı’nın en kanlı sahnelerinin yaşandığı cephe hattı, açan yabani kırmızı lalelerle adeta tarihin izlerini günümüze taşıyor. Yöre halkı, bu lalelerin renginin toprakta yatan şehitlerin kanından geldiğine inanıyor.
Uzun yıllar süren askeri koruma döneminin ardından, Deveboynu, 1990’lı yıllarda askeriyenin bölgeden çekilmesiyle birlikte tarih ve doğa tutkunlarının gizli keşif noktası haline geldi. Erzurum Turizm Tanıtım ve Kalkınma Derneği Başkanı Ömer Faruk Kızılkaya, bölgenin tarihi ve turistik potansiyeline dikkat çekerek, bu dönemde yaşanan manevi atmosferi şu sözlerle ifade etti: “Savaşın yaşandığı yerlerde nisan sonu ve mayısın ilk haftasında her yerde kıpkırmızı laleleri görmek mümkün. Siperlerin bulunduğu alanlardaki lalelerin açtığı yerlerde, halk, bu renkleri şehitlerimizin kanından aldığına inanmakta. Buraya özel bir manevi anlam atfediyorlar ve her yıl buraya gelerek şehitlerimizi anıyoruz. Bu tarihi alanların yeniden gözden geçirilmesi ve siperlerin, Çanakkale’deki gibi temizlenerek eski manevi değerine kavuşturulması gerekiyor. Buraların tekrar turizme kazandırılması ve insanların bu toprakları ziyaret ederek ecdatlarını anması büyük bir arzumuz.”