Türkiye, uluslararası arenada “güvenilir orta güç” kimliği ile dikkat çekiyor. Hakan Kaplan’ın 24 Nisan 2026 tarihli yazısında, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) Mart 2026 raporu, silah transferlerinin çatışma, bağımlılık ve jeopolitik rekabet çerçevesinde yeniden şekillendiğini gösteriyor. Raporda, Türkiye’nin küresel silah pazarındaki rolü belirginleşti. SIPRI Araştırmacısı Zain Hussain, Türkiye’nin artık bu pazarda kendini kanıtladığını belirtiyor. Hussain, Türkiye’nin geleneksel büyük güçlerin terk ettiği veya girmekten çekindiği alanlarda etkili bir rol üstlendiğini ifade ediyor.
Hussain, dünya genelindeki silahlanmanın “kaygı verici boyutlara ulaştığını” vurgularken, çatışma eşiğinin giderek düştüğüne dikkat çekiyor.
TÜRKİYE’NİN SİLAH DİPLOMASİSİ
SIPRI’nın 2021-2025 dönemi verilerine göre, Türkiye, dünya genelinde en büyük 11. silah ihracatçısı konumunu koruyor. Özellikle Afrika ve Asya pazarlarındaki yükseliş dikkat çekiyor. Hussain, Türkiye’nin silah ihracatının bir tür “silah diplomasisi” haline geldiğini belirtiyor. Bu diplomasi, özellikle Somali ve diğer Afrika ülkelerinde Türkiye’nin dış politika nüfuzunu artırmak amacıyla kullanılıyor. Alıcı ülkeler, jeopolitik risklere girmeden ve bütçelerini sarsmadan ihtiyaçlarını karşılamak için Türkiye’yi tercih ediyor.
Türkiye’nin ihracat kalemlerinin çeşitlenmesi de önemli bir nokta. Sadece insansız hava araçları (SİHA) değil, zırhlı araçlar ve deniz savunma sistemleri de dış ticarette önemli bir yer tutuyor. Endonezya ile yapılan radar teknolojisi anlaşması ve İspanya ile yürütülen Hürjet projeleri, bu çeşitliliğin son örnekleri arasında yer alıyor.
‘SAVAŞ EŞİĞİ DÜŞÜYOR’ KAYGISI
SIPRI raporu, küresel barış açısından endişe verici bir durumu da gözler önüne seriyor. Avrupa’nın silah ithalatındaki %210’luk artış ve Ortadoğu’daki savaşlar, silah ticaretinin “normalleştiğini” gösteriyor. Türkiye’nin 11. sıradaki konumu, sadece bir başarı değil, aynı zamanda dünya genelindeki güvenlik krizleri ve artan militarizasyonun bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. Zain Hussain, silah transferlerinin bekleyen siparişlerle birlikte ilerleyen dönemlerde daha da artacağını belirterek, küresel sistemin barıştan ziyade “silahlanma üzerinden denge arayışında” olduğunu vurguluyor. Hussain, bu durum karşısında kaygı duymamanın imkansız olduğunu ifade ediyor.
– Pazar payı: Türkiye, küresel pazardaki payını %0.9’dan %1.8’e çıkararak iki katına çıkardı. İhracat hacminde %122’lik bir büyüme yaşandı.
– Ana alıcılar: Türkiye’nin savunma sanayii ihracatında Pakistan (%16), Birleşik Arap Emirlikleri (%12) ve Ukrayna (%8.4) öne çıkan ülkeler arasında.
– İthalatta düşüş: İhracattaki artışa karşın, Türkiye’nin silah ithalatı %9.7 oranında azaldı.
Yazar: Hakan Kaplan